26°C
ISTANBUL HAVA DURUMU26°C Parçalı Bulutlu
BİZE ULAŞIN 0216 355 11 92

Göztepe’nin Tarihi

- +

Kadıköy’de eski bir semt olan Göztepe tarihin eski dönemlerinden beri yerleşime açıktır. Yunan filozof ve tarihçisi Ksenofos (M.Ö. 430-355) ‘’Onbinlerin Dönüşü’’ adıyla çevrilen ‘’Anibas’’ adlı eserinde Yunan ordusunda katıldığı bir seferde bugünkü Göztepe civarında Trak kabileleriyle girdikleri mücadelelerden bahsetmektedir.

Bizans döneminde günümüzün Göztepe’si, yerleşim alanları dışındaydı. Bizans İmparatorluğu Anadolu yakasının kıyı şeridine daha çok öenm veriyordu. Göztepe’nin bir parçası olan, Bizanslıların ‘’Diris’’ ve ‘’Rufinyanes’’ adını verdikleri bugün ‘’Caddebostan’’ olarak bilinen bölgede Bizans İmparatorluğu’nun bir sarayı olduğu tespit edilmiştir. Bizans imparatorları Anadolu’ya yapacakları yolculuklara çıkmadan evvel bu sarayda dinleniyorlardı. Bu saray geniş bir meşe koruluğunun içindeydi. Bugün hala sahilde bu meşe ağaçlarının bazıları rastlanmaktadır. Bunun yanında saray çevresinde Bizans soylulara ait malikaneler de bulunuyordu.

Ayrıca Bizans döneminde Merdivenköy’de ‘’Av  Köşkü’’ olarak da bilinen kasrın bugünkü yerinde bir kadınlar manastırı ve imparatorlukların ‘’Av Köşkü’’ olarak kullandıkları bir kasır bulunuyordu. Kadınlar Manastırı Bizans’ın bitmez tükenmez taht kavgalarının birine de ev sahipliği yapmıştır. Bizans’ı oğlu adına idare den İmparatoriçe Eirene, 22 yıllık saltanatı sonucunda 802 yılında Başhaznedar Nikefelos tarafından tahtan indirilip bu manastırda hapsedilmiştir. Eski bir Göztepeli, Kadıköy Halk Evleri Başkanlığı’nı yapmış olan Celaleddin Germayanoğlu, Merdivenköy içindeki bu manastır harabesini tespit etmiş ve arkeoloji müzesine haber verecek tescil ettirmiştir.

Merdivenköy’de ‘’Av Köşkü’’ olarak da bilinen kasrın Türk tarihi açısından önemi büyüktür. Osman Bey’in oğlu aynı zamanda 2. Osmanlı sultanı olan Orhan Gazi’nin kuvvetleri 29 Haziran 1329 tarihinde, Bizans ordusuyla girdiği mücadelede Bizanslıları hezimete uğrattılar.

Bu olayda İznik’teki Bizanslılar direnişi keserek kalenin anahtarını Türklere teslim ettiler. Böylece Bizans İmparatoru 3. Andronikos Paleologos barış istemek zorunda kaldı. Barış toplantısı Merdivenköy’deki ‘’Av Köşkü’’nde yapıldı. Yapılan anlaşmanın en önemli maddesi köşk ile ilgili olanıdır. Orhan Gazi bu ‘’Av Köşkü’’nün kendisine verilmesini istiyordu. Mutabakat sonucu burası Türklere bırakılmıştır. Köşk daha sonra Türkler tarafından bir Ahi tekkesi haline getirilmiştir. Buraya yerleştirilen dervişler köşkü bir serhat tekkesi olarak kullandıklarından Bizans toplumu tarafından ajanlık yaptıkları bilinen dervişlere ‘’Gözcü Babalar’’ denilmiştir.

Yıldırım Bayezid’in 1402 Ankara Muhaberesi’nde Timur ordusu karşısında hezimete uğraması üzerine, Osmanlı tahtında şehzadeler arasında taht kavgaları başladı. Bayezid’in oğlu Çelebi Mehmet’in iki defa tekkede kaldığı bilinmektedir. Ayrıca Yıldırım’ın büyük oğlu olan Emir Süleyman, Güzelce Hisarı’na sığınmak üzere kaçarken Merdivenköy civarından geçmiştir.

Edirne’ye yerleşerek saltanatını ilan eden Süleyman Çelebi’nin Bizans İmparatoru Manule Paleologos ile ittifak kurması Gözcü Babalar’ın başına büyük felaketler getirdi. Süleyman Çelebi Bizans’la yaptığı anlaşmayla Bizans İmparatorluğu’na Türklerin elinde olan İstanbul dolaylarındaki bütün toprakları bırakıyordu. Bizanslılar Türklere ait bütün yerler gibi Merdivenköy Tekkesi’ne de saldırdılar. Bektaşirivayetlerine  göre 40 dolaylarında Gözcü Baba öldürüldü. Öldürülen bu Gözcü Babalar’ın en ünlüleri, Şahkulu Baba, Buhur Baba, Eren Baba ve Kartal Baba’dır. Merdivenköy civarında öldürülen Mah Baba, Dergah’ın bahçesinde, Kartal Baba ve diğerleri de öldürüldükleri yerlerde toprağa verildiler. Bu vesileden dolayı Göztepe ve civar semtleri olan Kartal ve Erenköy semtlerinin isimleri doğdu.

22 Şubat 1424’de imzalanan  barış anlaşmasıyla Bizanslılar Merdivenköy’ü tekrar Osmanlılara teslim ettiler. Böylece Merdivenköy Tekkesi yeniden kuruldu. Bu dönemde tekkede Bektaşiler ağırlıktaydı. Çok geçmeden bu tekke Bektaşiliğin en önemli merkezlerinden biri olmuştur.

Göztepe semti 19. Yüzyılın ikinci yarısına kadar bağlık, bostanlık, ormanlık bir bölge iken, 1857 yılında Avrupa-Anadolu yakaları arasındaki vapur seferlerinin başlaması, 1870’lerde ise İstanbul Bağdat demiryolunun inşa edilmesiyle Haydarpaşa-Pendik hattının işletmeye açılması, İstanbul zenginlerinin ve devlet ricalinin bu bölgeye rağbet etmesini ve bu bölgede konakların, köşklerin yapılmasını beraberinde getirdi. Bağdat yolu denen bölge üzerindeki yerleşim merkezleri de ekonomik ve coğrafi yönden canlanmaya başladı.

Göztepe’nin gelişmesinde özellikle, Tütüncü Mehmet Efendi’nin katkısı büyük olmuştur. Çünkü Göztepe’ye ilk köşkü yaptıran kendisidir. Mehmet Efendi arşını otuz paradan bin dönümlük arazi satın almış ve kendi adıyla anılan caddede köşkünü yaptırarak Göztepe’ye yerleşmiştir. 93 Harbi ve Balkan Savaşları neticesinde Trakya ve Balkanlardan gelen göçmenler ile Sultan 2. Abdülhamid döneminde Türkiye’ye gelen Yahudiler de Göztepe’ye yerleşmişlerdir. Ancak bugün Yahudilere rastlanmamaktadır.

Göztepe yakın tarihimizde de acı günler geçirmiştir. 1. Dünya Harbi’nde Muhacir Mahallesi önünde kazılan toprak tabyalarda kendini savunmaya hazırlanırken, işgale uğrayan bütün İstanbul gibi o da düşmana teslim olmuştur. İngiliz kuvvetlerine karargah olan şimdiki ‘’Pansiyonlu İlkokul’’ binasında uzun süre İngiliz bayrağı dalgalanmıştır. Kısa bir süre sonra 6 Ekim 1922 tarihinde okul tekrar Türk askerinin eline geçmiştir.

Göztepe semti Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren İstanbul’un gözde semtleri arasına girmiştir. 1950’li yılların sonuna kadar Göztepe denilince akla daha geniş bir alan gelirdi. 1950’lerde henüz bir sayfiye semti iken Bağdat Caddesi’nin yeniden düzenlenmesiyle, hızlı ve yoğun bir yapılaşmaya girilmiştir. Zamanla köşkler, konaklar ve onlara ait bahçeler, yeşil alanlar büyük ölçüde ortadan kaldırıldı.